Ana içeriğe atla

Kayıtlar

köşe yazıları etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Zorlu Günlerde Kalpten Geçenin Kaleme Dokunuşu

     Beklemek…      Tüm benliğinle ve kalbinle beklemek…      Tüm zorluklara ve acımasızlıklara rağmen umut ederek beklemek…         Hiç hayatınız da ipin ucundaymış gibi hissettiğiniz oldu mu?       Benim oldu ve hala oluyor. Çok zor ve her gün daha çok zorlanıyorum. Sürekli düşünüyorsunuz ama bir anlam veremeden düşünceyi sonlandıyorsunuz. Sonra tekrar gözden geçiriyorsunuz ama yine sonuç yok. Çünkü anlamsız ve çaresizce bir bekleyiş içersindesiniz. Daha sonra duvarlarla arkadaş oluyorsunuz. Duvar bile olsa anlar halinden bu zorluğu yıkar, bir an önce bekleyişi sonlandırır, diyorsunuz ama sonuçta bir duvar işte. Buz gibi sopsoğuk ve hiçbir değişiklik yok. Oturduğunuz yerde öylece kalıyorsunuz. Kalbiniz sıkışıyor, gözleriniz nemleniyor. Nefes almanız sıklaşıyor. Dişlerinizi sıkıyorsunuz. Hatta bağıra bağıra ağlamak istiyorsunuz.           Sabrım...

Nabza Göre Konuşmanın Püf Noktaları

        Hayatta çoğu insanın başına gelen, çoğu zaman düzeltilebilen ama tez canlı iseniz, bunu düzeltmenizin biraz daha zorlaştığı şeydir, doğru zamanlamayla konuşmak.         İnsanın kalbinden geçenleri, akıl süzgecinden geçirip dile yansıtmak oldukça zormuş.         Zamanla öğreniyorsun ki, her şey her an söylenmiyormuş, söylenemiyormuş. Ve yeri gelip konuşmak istersen de dil itaat etmiyor, kemikleşiyormuş adeta. Böyle anlarda zorlamaktan ziyade belki de susmak gerek. Çünkü aklından geçenler, kalbin tarafından destek görmüyordur. Bir yerde bazı şeyler eksik kalmış olmalı ki, sadece kalp ve akıl onay verdiğinde içine siniyor.         Hayatta en zor şey iletişim. Ben herkesle iyiyim diyen insan yoktur sanırım hayatta. Mutlaka takıldığımız nokta oluyordur.  Çoğu zaman başarsak ta, yeri geliyor tökezleye biliyoruz.  İnsanın sağı solu belli olmaz derler ya. Bu yüzden iletişiminde sağı solu bell...

Beklemelerin vuslatı var mıdır?

     Beklemek…        Tüm benliğinle ve kalbinle beklemek…        Tüm zorluklara ve acımasızlıklara rağmen umut ederek beklemek…        Hiç hayatınız da ipin ucundaymış gibi hissettiğiniz oldu mu?       Benim oldu ve hala oluyor. Çok zor ve her gün daha çok zorlanıyorum. Sürekli düşünüyorsunuz ama bir anlam veremeden düşünceyi sonlandıyorsunuz. Sonra tekrar gözden geçiriyorsunuz ama yine sonuç yok. Çünkü anlamsız ve çaresizce bir bekleyiş içersindesiniz. Daha sonra duvarlarla arkadaş oluyorsunuz. Duvar bile olsa anlar halinden bu zorluğu yıkar, bir an önce bekleyişi sonlandırır, diyorsunuz ama sonuçta bir duvar işte. Buz gibi sopsoğuk ve hiçbir değişiklik yok. Oturduğunuz yerde öylece kalıyorsunuz. Kalbiniz sıkışıyor, gözleriniz nemleniyor. Nefes almanız sıklaşıyor. Dişlerinizi sıkıyorsunuz. Hatta bağıra bağıra ağlamak istiyorsunuz. Ama yapac...

Tenis Maçına Dönmüş Hayatımla İçimden Dökülenler

Kararsızlık çok sinir bozucu bir şey ya. Aklım bir o yana bir bu yana gidiyor tıpkı tenis topu gibi ama bir sonuca ulaşamıyorum.  Sanki ikiye ayrılıyor. Bir tarafı seçsem sanki diğer tarafım küsecekmiş gibi hissediyorum. Acaba düşündüğüm şeyde mi bir hata var ki ben bu kadar kararsız kalıyorum? Halbuki hayatım da her şey hep netti. Muallak olan hiç bir şeyden hoşnut olmadığım için hep net olan şeylere yönelmişimdir. Ama bu sefer ki neden kararsızlık? Ya artık yaş büyüdüğü için bu kadar sıkıntı yaşıyorum ya da gerçekten boşluktayım. İnandığın bütün dağlar yerle bir olunca artık tutunup ta ayağa kalkabileceğin bir dal kalmıyor. Yıkılmasına karşı yine direnirdim ama nedense içimde bir kıpırtı gelmiyor. İlk defa hayatımda mücadeleye karşı bir direnç gelmiyor. Sanırım gerçekten umudumu kırmış olmalılar ki içimden mücadele etmek gelmiyor. Hep bu uğurda yaşadım bunu için çabaladım yıllarca. Şimdide olmayınca bir boşlukta oluyor insan. Ve kendince çareler bulmaya çalışıyorsun ama seni...

Hayatta Hiçbir Şeyi Ertelemeyin...

      Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış. Dağın haberi mi olmamış yoksa haber almak mı istememiş. Tavşanın küsmesi için haklı sebepleri varken, dağın da anlamamazlıktan gelmek için haklı sebepleri olduğunu öğrenmiş.         İnsan çevresinde bu kadar duyarsız ve anladığı halde saf ayağına yatan var mıdır diye düşünürken var olduğunu en yakından keşfetmiş.         Tavşan sıkıntıdan ezilirken en yakını olan dağdan medet ummuş, fakat dağ hiç oralı olmamış. Bunu fark eden tavşan sıkıntının içinde tamamen kaybolmuş. Her gün daha çok acı çekiyormuş. Kendi sıkıntısına mı üzülsün yoksa dağın yaptığı duyarsızlığa mı üzülsün ikisi arasında kısıp kalmış.         Bir de üstüne dağda, tavşana kendisiyle ilgilenmediği söyleyerek başkalarına hayıflanmaya başlamamış mı? Dağın görmezlikten gelmesi, tavşana her şey normalmiş gibi devam etmesi, fakat başkasından da ona hayıflandığını duymas...

Ummadığımız Anda

    Hiç ummadığımız anda ummadığımız olaylarla karşılaşmak...     Hiç olmaz hatta yakınınızdan bile geçmez diye düşüneceğiniz şeyler, hatta ‘Bunun hayatımda olması imkansız.’ diyeceğiniz şeyler bile bir anda burnumuzun dibinde bitebiliyor.    Bu yüzden durumumuz ve hayatımız hep aynı şekilde yön verecekmiş gibi düşünüp yaşamamak lazım. Çünkü her an bizi nereye sürükleyeceğini bilemiyoruz.    Bu demek değil ki hayattan tamamen kopup, felaket ne zaman gelecek diye beklemek. Hayatımızın olağandan daha güzel yaşamalı ama her zaman hayatın da polyana gibi olmayacağının idrakine vararak hareket etmeliyiz.    Sorunda zaten bu değil mi? Hep mükemmel giderken, birden ters düz olunca, ne yapacağını bilmez hale gelmekten kaynaklanmıyor mu tam olarak hayatı idrak edememek? Sarhoş gibi olup, nefes alamıyormuş gibi olmuyor muyuz? Sanki sadece bu olanlar bizim üzerimizdeymiş gibi hissediyoruz. Suçlamaya başlıyoruz. Mutlaka bir günah keçici bul...

Günlerden Hastalık

      Günlerden hastalık…         Boş zamanları saat dilimi yerine kilometre hesabı yapsak mesela buradan arşa değecek uzunlukta bence. Normalde yaparken zevk vermeyen ne varsa hastayken cazip gelir hatta. Size olmuyor mu böyle? Bana oluyor. Benim kafamı kaldıracak gücüm olmadığı için, sabahtan akşama kadar yatım. Bir süre sonra yatarken yapabilecek tek şeyi yapmaya başladığımı fark ettim. Düşünmek!         Bugüne kadar hayatıma giren kim varsa hepsiyle tek tek kavga ettim. Ne var ne yok her şeyi söyleyip, sıradaki der gibiydim resmen. Ringe çıkmış kızgın boksör gibi nakavt etmeden rakibime bırakmıyordum. Deşarj oldum kendi kendime, baya eğlendim. Kavgalarımız bitip biraz zaman geçince fark ettim ki içimde bitmek bilmeyen kavgalarım, içimden uğurlayamadığım misafirlerim varmış. Belki de kendi kendime yaptığım geçici rahatlık hissi veren kavgamı onlarla yüz yüze yapsaydım, bu kadar ağrımazdı başım, buğulu bakmazd...