Ana içeriğe atla

Ummadığımız Anda

    Hiç ummadığımız anda ummadığımız olaylarla karşılaşmak...
    Hiç olmaz hatta yakınınızdan bile geçmez diye düşüneceğiniz şeyler, hatta ‘Bunun hayatımda olması imkansız.’ diyeceğiniz şeyler bile bir anda burnumuzun dibinde bitebiliyor.
   Bu yüzden durumumuz ve hayatımız hep aynı şekilde yön verecekmiş gibi düşünüp yaşamamak lazım. Çünkü her an bizi nereye sürükleyeceğini bilemiyoruz.
   Bu demek değil ki hayattan tamamen kopup, felaket ne zaman gelecek diye beklemek. Hayatımızın olağandan daha güzel yaşamalı ama her zaman hayatın da polyana gibi olmayacağının idrakine vararak hareket etmeliyiz.
   Sorunda zaten bu değil mi? Hep mükemmel giderken, birden ters düz olunca, ne yapacağını bilmez hale gelmekten kaynaklanmıyor mu tam olarak hayatı idrak edememek? Sarhoş gibi olup, nefes alamıyormuş gibi olmuyor muyuz? Sanki sadece bu olanlar bizim üzerimizdeymiş gibi hissediyoruz. Suçlamaya başlıyoruz. Mutlaka bir günah keçici bulmaya başlıyoruz. Buluyoruz da... Fakat yine de istediğimiz gibi bir ferahlama yaşayamıyoruz.
   Onun yerine hayatta her an her şey olabilir olarak yaşamayı denesek, bu kadar sıkıntı yaşamadan çabucak üzerimizden atabileceğiz.
   Her koşulda ve her şeye hazırlıklı olmalıyız. Hazırlıklı olmalıyız ki ilk karşılaştığımız esnada rüzgar gibi bir o yana bir bu yana sallanmayalım.
   Hayatın her an dönebileceğini bilmek.  Hiç gelmeyecekmiş gibi endişe etsekte, aslında farkında olmadan da içimizde umut kırıntılarının var olduğunu hissederiz. Her zaman bu şekilde gitmeyecek ya. Ne demişler:’ Gün gelir, devran döner.’ Hayat kötüyken de mucizevi bir şekilde mükemmel bir iyiliğe de dönebilir. Bu yüzden endişe ve umut arasında yaşamalıyız. O ince çizgiyi tuttursak hayatta hiç bir olay bizi yenemez de yıkamaz da...
O zaman ne demeye hala böyle yaşayalım ki? Daha olgunca, daha yeniliklerle dolu, daha sağlam bir şekilde yere basmak varken...
   Anı yaşamalıyız. Geliyorsa da iyilikler ya da kötülükler anı yaşarken gelsin. Her türlü koşulu en iyi şekilde değerlendirmeliyiz. Bir daha o dakikalar geri gelmeyecek. Daha sonra pişman olmamak için her türlü anın değerini bilmeli.
   Bolca gülümsemeli, eğer zamanıysa dolu dolu ağlamalı, mutluluksa mutluluk göz yaşları akıtmalı, korkuyorsak iliğimize kadar hissetmeli. Ama her ne duyguyu yaşıyorsak o anda yaşamalı. Ertelediğimiz takdir de hayattan da lezzet almıyoruz, olaylar da hep çıkmaza giriyor. Girdaba kapılmayıp dimdik durabilmek için. Şunu asla unutmamalı, hiç bir şey ilk başta kendinizden ve daha sonra sevdiklerinizden önemli değil.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Love O2O Konusu Ve Oyuncuları

       Yok böyle bir Çin dizisi. Öyle güzel öyle naif ki aşkları yüreğinizin en derinlerinde hissedeceksiniz. Onlar gibi kalbimin hızla çarptığı ve ellerimin heyecandan titrediği zamanlar bile oldu.      Su içer gibi geçiyor dizinin bölümleri. Nasıl geçiyor ne ara bitiyor anlamadım. Sanırım bende çok özel bir yer edinecek bu güzel dizi.      Diğer dizi konularından oldukça farklı. Hele ki Kore dizileriyle hiç bağdaşmıyor. Mesela Başrol kadın oyuncumuz tam burslu bilgisayar mühendisliği okuyan gayet akıllı, karakterli ve başarılı bir karakter. Diğer dizilerde olduğu gibi kendini asla rezil daha doğrusu bizim dram dediğimiz olaylara sokmuyor. Her sıradan insanın davranması gereken doğal mizaca sahip olması aslında beni kendine bağlayan. Hep derdim neden dizilerde kadın başrol oyuncuları sevimli naif yapacağız diye bence aşağı seviyelere düşüren çok dizi karakteri var. Ve bunlar beni her zaman boğuyor. Hiç mi zeki kadın olmaz dedim....

A Love So Beautiful Konusu Ve Oyuncuları

Bir Çin dizisiyle karşınızdayım. Rastgele karşıma çıktı bir baktım sardı ve bölümler tık tık geçip gidiyor. Bu dizi farklı ülkelerin dizilerine zaman ayırmam gerektiğini gösterdi bana.Sonuna kadar izleyip yayın yapacaktım ama dayanamadım. Gençlik dizileri insanın içini kıpır kıpır yapan, enerji veren, benim için eski zamanları yad edip gözümden canlandığı sevindirik dizilerdir. işte bu Çin dizisi de lise zamanlarınızda yaşadığınız, ortak olduğunuz ya da yaşayacağınız olayları olabildiğine gerçek ve samimi şekilde anlatmış. Japon dizisi izlemiştim. "Asuko March" isminde. Ha birde BOF'un orijinal versiyonunu "Hana Yori Dango"yu izledim. Japonca çok farklı bir dil. Türk dili ve edebiyatı mezunu olduğum için diller hep dikkatimi çekiyor istemsizce. Japonca da genellikle t ve k harfleri baskınken, Çince de h ve ş harfleri daha baskın gibi. Sanki ağızlarında bir şey var çıkarmamak için uğraşarak konuşuyorlar gibi:)  Bin sürü Kore dizisinden sonra elbe...

Sweet Revenge Note 2 Konusu Ve Oyuncuları

Sweet Revenge 1 gibi ana konuya sahip bir dizi. Hatta devamı niteliğinde sadece oyuncular ve yaşamlar farklıdır. Konusuna değinecek olursak: Oh Ji-Na oldukça nazik, yardımsever, hoşgörülü bir kızdır. Karakteri ne kadar iyiyse, dersleri bir o kadar kötüdür. Oturdukları evin yan dairesine ailesi Amerika'da olan iki erkek kardeş taşınır. Ve aynı okula hatta biriyle aynı sınıfa düşer. Oh Ji-Na'nın etrafında dönen olaylarda çıkmaza girdiği an intikam için 'intikam notu' programını kullanır. Ve intikamını program sayesinde almış olur. İlkine göre daha basit intikamlar alınmış. Sanki biraz üstün körü olmuş. Kıyaslarsam kurgu ve oyunculuk için kesinlikle biri tercih ederim. Ama ikiyi izlediğinize pişman olmazsınız. Çünkü iyi bir aşk üçlemi var. 16 bölümden oluşmaktadır. Her bölüm bir saattir. Okul, gizem, romantik ve komedi türündedir. TVN kanalında yayınlanmıştır. Daha yakın zamanda finalini tamamladı. Oyuncular ise şöyle; Ahn Seo-Hyun(Oh Ji-Na...