Ana içeriğe atla

Hayatta Hiçbir Şeyi Ertelemeyin...

      Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış. Dağın haberi mi olmamış yoksa haber almak mı istememiş. Tavşanın küsmesi için haklı sebepleri varken, dağın da anlamamazlıktan gelmek için haklı sebepleri olduğunu öğrenmiş.
        İnsan çevresinde bu kadar duyarsız ve anladığı halde saf ayağına yatan var mıdır diye düşünürken var olduğunu en yakından keşfetmiş.
        Tavşan sıkıntıdan ezilirken en yakını olan dağdan medet ummuş, fakat dağ hiç oralı olmamış. Bunu fark eden tavşan sıkıntının içinde tamamen kaybolmuş. Her gün daha çok acı çekiyormuş. Kendi sıkıntısına mı üzülsün yoksa dağın yaptığı duyarsızlığa mı üzülsün ikisi arasında kısıp kalmış.
        Bir de üstüne dağda, tavşana kendisiyle ilgilenmediği söyleyerek başkalarına hayıflanmaya başlamamış mı? Dağın görmezlikten gelmesi, tavşana her şey normalmiş gibi devam etmesi, fakat başkasından da ona hayıflandığını duyması, artık canına tak ettirmiş. Çaresizlik içinde kıvranan tavşan, bu iş böyle olmayacak diye düşünüp dağla konuşmaya karar vermiş.
        Tavşan ve dağ yolda karşılaşmışlar. Dağ yine hiçbir şey yokmuş gibi konuşmaya başlamış. Tavşan da gayet sakin konuşmaya devam etmiş. Derken dağ, tavşana hiç benim yanıma gelmiyorsun, benim yollarımı unuttun nerdeyse diye hayıflanmasını söylemiş. Tavşan da avcıların onun peşinde olduğunu, çok bunalttıklarını ve aylardır hiç rahat vermediklerini söylemiş. Ve ona darıldığını, senin gibi görkemli bir dağın yanında olup, yamacına almasını çok beklediğini ve almadığı için hayatta tek başına kaldığı için çok yorgun ve kalbi kırık bir şekilde yaşadığını söylemiş. Dağ hak vermiş ama yanında olsam da ne değişecekti ki, her şey yine aynı devam edecekti demiş. Tavşan da hiçbir şey yapamasan da görkemin yeterdi demiş.
        Derken aradaki kırgınlıklar, hayıflanmalar bu konuşmayla sona ermiş. Konuşma işe yaramış ve dağ bütün yamacını açıp, tüm görkemliliğiyle avcıların karşısına durmuş. Bundan korkan avcılar tavşanın peşinden daha fazla gitmeyi bırakmışlar. Tavşan da mutlu, mesut ve neşeli hayatına geri dönmüş. Ve dağla aralarından su sızmıyormuş.
        Hayatta hiçbir şeyi ertelemeyin. Erteledikçe kuruntular, fitneler, kırgınlıklar artar artar artar ve çözülemeyecek boyuta gelir. ‘Dağ gibi büyür.’ Derler ya öyle olur.
        Kime karşı ne düşünüyorsak ve ne hissediyorsak olur çerçevesinde her şeyi zamanında söyleyelim. Ve bütün olumsuzluklar hayatımızdan gönderelim…

                 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Love O2O Konusu Ve Oyuncuları

       Yok böyle bir Çin dizisi. Öyle güzel öyle naif ki aşkları yüreğinizin en derinlerinde hissedeceksiniz. Onlar gibi kalbimin hızla çarptığı ve ellerimin heyecandan titrediği zamanlar bile oldu.      Su içer gibi geçiyor dizinin bölümleri. Nasıl geçiyor ne ara bitiyor anlamadım. Sanırım bende çok özel bir yer edinecek bu güzel dizi.      Diğer dizi konularından oldukça farklı. Hele ki Kore dizileriyle hiç bağdaşmıyor. Mesela Başrol kadın oyuncumuz tam burslu bilgisayar mühendisliği okuyan gayet akıllı, karakterli ve başarılı bir karakter. Diğer dizilerde olduğu gibi kendini asla rezil daha doğrusu bizim dram dediğimiz olaylara sokmuyor. Her sıradan insanın davranması gereken doğal mizaca sahip olması aslında beni kendine bağlayan. Hep derdim neden dizilerde kadın başrol oyuncuları sevimli naif yapacağız diye bence aşağı seviyelere düşüren çok dizi karakteri var. Ve bunlar beni her zaman boğuyor. Hiç mi zeki kadın olmaz dedim....

A Love So Beautiful Konusu Ve Oyuncuları

Bir Çin dizisiyle karşınızdayım. Rastgele karşıma çıktı bir baktım sardı ve bölümler tık tık geçip gidiyor. Bu dizi farklı ülkelerin dizilerine zaman ayırmam gerektiğini gösterdi bana.Sonuna kadar izleyip yayın yapacaktım ama dayanamadım. Gençlik dizileri insanın içini kıpır kıpır yapan, enerji veren, benim için eski zamanları yad edip gözümden canlandığı sevindirik dizilerdir. işte bu Çin dizisi de lise zamanlarınızda yaşadığınız, ortak olduğunuz ya da yaşayacağınız olayları olabildiğine gerçek ve samimi şekilde anlatmış. Japon dizisi izlemiştim. "Asuko March" isminde. Ha birde BOF'un orijinal versiyonunu "Hana Yori Dango"yu izledim. Japonca çok farklı bir dil. Türk dili ve edebiyatı mezunu olduğum için diller hep dikkatimi çekiyor istemsizce. Japonca da genellikle t ve k harfleri baskınken, Çince de h ve ş harfleri daha baskın gibi. Sanki ağızlarında bir şey var çıkarmamak için uğraşarak konuşuyorlar gibi:)  Bin sürü Kore dizisinden sonra elbe...

Herkes Kendine Özeldir

    Bir yıldır olmadığım nezle, Ramazanla beraber usulca giriverdi hayatıma.         Sadece girmekle kalmadı çorba gibi karıştırdı bünyemi adeta. Çok zorlandım, sabrettim derken bitti bitecek.      Hastalık anında düşündüğüm ve şükretmemiz gereken bir şey geldi aklıma. Hastalık bu bedenimi yoklayıp azıcıkta hırpalayıp kapıyı kapatıp gidiyor. Peki ya kalplerdeki ve akıllardaki hastalıklı düşünce ve hisler?           Onlar nezle gibi iki hapşırık yapıp sırtını dönüp gitmiyor. Daha beter bir şekilde vücudumuza büyük bir zararla yapışıp ruhumuzu ve tüm benliğimizi ele geçiriyor.      Kıskançlık, öfke, nefret, fesatlık.. say say saymakla bitmeyen o pis iç karartıcı his ve düşünceler...      İnsanın bakış açısını karartan, yorgun hissettiren hastalıklı ruh halinden başka bir şey değildir o.      Başkalarının yaptığı işleri kendimizde eksiklik varmış gibi hissettirip yanlış ...