Ana içeriğe atla

Hikmet Anıl Öztekin - Fesleğen


-ARKA KAPAK-

Bir olana meftun o kızın hikayesi...

Merhaba ben Fesleğen.
Kalemimi kağıdımı hazırladım ve küçük bir yüreğin içine sığabilecek ne varsa anlatacağım. Doğduğu topraklardan uzakta bir yerde güneş görmeye çalışan küçük bir fidan görürseniz bir gün sulayın olur mu? Yağan yağmur ancak gözyaşlarına yetebilir çünkü. Yeni yeşermiş bir fidanın bir Allah dostundan başka neyi olabilir ki. Sevin onu olur mu?
Ve lütfen sevenleri ayırmayın olur mu?

-KİTAPLA İLGİLİ DÜŞÜNCELERİM-

Hikmet Anıl Öztekin'i ilk defa okudum.Bu ara böyle bir kitaba ihtiyacım varmış galiba. Taa yüreğimin derinliklerine dokundu kitabın konusu.

Fesleğen adındaki bir kızın hayata bakış açısını anlatıyor. Babasının onu eğitmesi, tatlı diyalogları çok güzeldi. Peki ya Seyyah'la olan muhabbetleri. Naifçe başlayan karşılıklı hoş sohbetin (hayatın hakikatleri) nereden bilebilirdi gönlün ateşini yakacağını.

Bazı yerlerden alıntı yazacağım.

"İçim kelebekli, aklım karışık, gözlerim hüzünden başka bir şeye bakmaya namüsait. Olsun, belkide inanmak lazım. Belki de imtihan  olan sabır dedikleri budur. Belki bir gün mucize olur. Mucizeler zaten hep olurdu yoksa tırtıllar fillerin yaşadığı bu dünyada nasıl yaşardı?"

Kitabın ilk sayfalarında olan bu cümle benim çok hoşuma gitti. İki farklı dünyayı birleştirip ne de güzel bir şeye bağlamış. Ne kadar ince bir düşünce.

Baba-kız muhabbetleri ise oldukça manidar ve ince ayarlı örneklerle kızına anlatmış gerçekleri.

"Allah her gün insanları uyandırsın diye aynı saatte onlara (horozlara) his verir, onlar da hadi kalkın Allah için çalışın diye insanlara seslenir."
" Sen horozların dediklerini anlıyor musun baba?"
"Bazen lisanını bilmesen de anlarsın güzel kızım. Konuşmak anlaşılmayı kısıtlar, horozlarda sesleriyle değil seslendikleri hal ile anlatırlar. Büyüyünce ne demek istediğimi anlayacaksın güzel kızım."
" O zaman herkes evine horoz alsa da herkes sabah namazına kalksa baba"
"Benim akıllı kızı, insanın kalbindeki horoz ötmedi mi evindeki horoz fayda etmez."

İşte böyle diyologlarla kurulu bir kitap. Yazarın basit anlatımlarla hakikatin gerçeklerini anlatması benim çok hoşuma gitti.

Dini bir kitap nasıl olur deyip ön yargılı bakmayalım. Farkında olmadan insanı içine sürükleyip okutmaya başlıyor. Roman gibi değil ama gönle hitap eden baç ucu kitabı gibi. Bir solukta hemen bitirmeye kalkarsanız canınız sıkılabilir ve anlatmak istediği şeyleri anlamadan sıkılıp kenara atabilirsiniz kitabı. 
Dinlene dinlene okumanız tavsiyedir^_^

KEYİFLİ OKUMALAR...




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Love O2O Konusu Ve Oyuncuları

       Yok böyle bir Çin dizisi. Öyle güzel öyle naif ki aşkları yüreğinizin en derinlerinde hissedeceksiniz. Onlar gibi kalbimin hızla çarptığı ve ellerimin heyecandan titrediği zamanlar bile oldu.      Su içer gibi geçiyor dizinin bölümleri. Nasıl geçiyor ne ara bitiyor anlamadım. Sanırım bende çok özel bir yer edinecek bu güzel dizi.      Diğer dizi konularından oldukça farklı. Hele ki Kore dizileriyle hiç bağdaşmıyor. Mesela Başrol kadın oyuncumuz tam burslu bilgisayar mühendisliği okuyan gayet akıllı, karakterli ve başarılı bir karakter. Diğer dizilerde olduğu gibi kendini asla rezil daha doğrusu bizim dram dediğimiz olaylara sokmuyor. Her sıradan insanın davranması gereken doğal mizaca sahip olması aslında beni kendine bağlayan. Hep derdim neden dizilerde kadın başrol oyuncuları sevimli naif yapacağız diye bence aşağı seviyelere düşüren çok dizi karakteri var. Ve bunlar beni her zaman boğuyor. Hiç mi zeki kadın olmaz dedim....

A Love So Beautiful Konusu Ve Oyuncuları

Bir Çin dizisiyle karşınızdayım. Rastgele karşıma çıktı bir baktım sardı ve bölümler tık tık geçip gidiyor. Bu dizi farklı ülkelerin dizilerine zaman ayırmam gerektiğini gösterdi bana.Sonuna kadar izleyip yayın yapacaktım ama dayanamadım. Gençlik dizileri insanın içini kıpır kıpır yapan, enerji veren, benim için eski zamanları yad edip gözümden canlandığı sevindirik dizilerdir. işte bu Çin dizisi de lise zamanlarınızda yaşadığınız, ortak olduğunuz ya da yaşayacağınız olayları olabildiğine gerçek ve samimi şekilde anlatmış. Japon dizisi izlemiştim. "Asuko March" isminde. Ha birde BOF'un orijinal versiyonunu "Hana Yori Dango"yu izledim. Japonca çok farklı bir dil. Türk dili ve edebiyatı mezunu olduğum için diller hep dikkatimi çekiyor istemsizce. Japonca da genellikle t ve k harfleri baskınken, Çince de h ve ş harfleri daha baskın gibi. Sanki ağızlarında bir şey var çıkarmamak için uğraşarak konuşuyorlar gibi:)  Bin sürü Kore dizisinden sonra elbe...

Herkes Kendine Özeldir

    Bir yıldır olmadığım nezle, Ramazanla beraber usulca giriverdi hayatıma.         Sadece girmekle kalmadı çorba gibi karıştırdı bünyemi adeta. Çok zorlandım, sabrettim derken bitti bitecek.      Hastalık anında düşündüğüm ve şükretmemiz gereken bir şey geldi aklıma. Hastalık bu bedenimi yoklayıp azıcıkta hırpalayıp kapıyı kapatıp gidiyor. Peki ya kalplerdeki ve akıllardaki hastalıklı düşünce ve hisler?           Onlar nezle gibi iki hapşırık yapıp sırtını dönüp gitmiyor. Daha beter bir şekilde vücudumuza büyük bir zararla yapışıp ruhumuzu ve tüm benliğimizi ele geçiriyor.      Kıskançlık, öfke, nefret, fesatlık.. say say saymakla bitmeyen o pis iç karartıcı his ve düşünceler...      İnsanın bakış açısını karartan, yorgun hissettiren hastalıklı ruh halinden başka bir şey değildir o.      Başkalarının yaptığı işleri kendimizde eksiklik varmış gibi hissettirip yanlış ...