Ana içeriğe atla

When Time Stopped Konusu Ve Oyuncuları

 

Konusu şöyle ki; Kim Hyung-Joong zamanı durdurabilen bir zaman yolcusudur. Yaşlanmıyor ve sık sık zamanı durdurduğu için an kavramını kaybetmektedir. Yalnız bir hayatı vardır.
 Zamanı durdurup değerli tarihi eserlerini mi topluyor desem daha uygun olur yoksa çalıyor mu bilemedim. Henüz ne yapmaya çalıştığını kavrayamadığım için ikisi bir arada diyebilirim.

Kadın başrolümüz ise; Kim sun-A fantastik roman yazmak ve babasından kalma(bodrum dahil) dört katlı binayı elinde tutabilmek en büyük hayali ve çabasıdır.

Kim Hyun-Joong kiralık daire arar ve kim Sun-A'nın bodrum katına taşınır. Bir gün yine zamanı durdurur. Her şey yağmur damlaları bile havada kalır(tam bu sahne gerçekten çok güzeldi. Hayali bile bir değişik^-^) Ama bu zaman durması Kim Sun-A' ya işlemez. Asıl olay böyle başlar. Bakalım bizi neler bekliyor.

Aslında durgun gidiyor ama öyle fantastik bir konusu var ki insanı merakta bırakıyor.

12 bölümden oluşuyor. KBS W kanalında yayınlanıyor. Romantik ve fantastik türündedir.


Oyunculara gelirsek; 

Kim Hyun-Joong (Joon-Woo): Kore dizisi nedir bilmezdim. İlk BOF'ta gördüm. Ve ilk dizimdi. Yakışıklı ve kibar davranışlarıyla sanırım her kızın beğenisini almıştır. Efsan olan BOF ve Playfull Kiss'ten sonra bu dizideki rolünü merak etmiştim açıkcası. Öncekilerle hiç bir alakası olmayan bambaşka rolle karşımıza çıktı. Bakalım yine tam not alabilecek mi? 


Ah Ji -Hyun (Kim Sun-A): Eğer ki dizisini izlemediysem o oyuncuyu mutlaka araştırırım. Bu oyuncu da siması tanıdık geliyor. İzlediğim bazı dizilerde rol almış ama ben hala çıkaramadım. Mesela While you were slepping ve Goblin' de oynamış.

Her neyse oyunculuğuna gelecek olursak, sima olarak güzel, kendince iyi de oynamış ama ben pek hayran olamadım. Hani izletir ama bir etkisi olmaz ya işte tam bende o hissi yarattı.

Bakalım siz ne hissedeceksiniz? Yorumlarınızı bekliyorum.

KEYİFLİ SEYİRLER...









Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Love O2O Konusu Ve Oyuncuları

       Yok böyle bir Çin dizisi. Öyle güzel öyle naif ki aşkları yüreğinizin en derinlerinde hissedeceksiniz. Onlar gibi kalbimin hızla çarptığı ve ellerimin heyecandan titrediği zamanlar bile oldu.      Su içer gibi geçiyor dizinin bölümleri. Nasıl geçiyor ne ara bitiyor anlamadım. Sanırım bende çok özel bir yer edinecek bu güzel dizi.      Diğer dizi konularından oldukça farklı. Hele ki Kore dizileriyle hiç bağdaşmıyor. Mesela Başrol kadın oyuncumuz tam burslu bilgisayar mühendisliği okuyan gayet akıllı, karakterli ve başarılı bir karakter. Diğer dizilerde olduğu gibi kendini asla rezil daha doğrusu bizim dram dediğimiz olaylara sokmuyor. Her sıradan insanın davranması gereken doğal mizaca sahip olması aslında beni kendine bağlayan. Hep derdim neden dizilerde kadın başrol oyuncuları sevimli naif yapacağız diye bence aşağı seviyelere düşüren çok dizi karakteri var. Ve bunlar beni her zaman boğuyor. Hiç mi zeki kadın olmaz dedim....

A Love So Beautiful Konusu Ve Oyuncuları

Bir Çin dizisiyle karşınızdayım. Rastgele karşıma çıktı bir baktım sardı ve bölümler tık tık geçip gidiyor. Bu dizi farklı ülkelerin dizilerine zaman ayırmam gerektiğini gösterdi bana.Sonuna kadar izleyip yayın yapacaktım ama dayanamadım. Gençlik dizileri insanın içini kıpır kıpır yapan, enerji veren, benim için eski zamanları yad edip gözümden canlandığı sevindirik dizilerdir. işte bu Çin dizisi de lise zamanlarınızda yaşadığınız, ortak olduğunuz ya da yaşayacağınız olayları olabildiğine gerçek ve samimi şekilde anlatmış. Japon dizisi izlemiştim. "Asuko March" isminde. Ha birde BOF'un orijinal versiyonunu "Hana Yori Dango"yu izledim. Japonca çok farklı bir dil. Türk dili ve edebiyatı mezunu olduğum için diller hep dikkatimi çekiyor istemsizce. Japonca da genellikle t ve k harfleri baskınken, Çince de h ve ş harfleri daha baskın gibi. Sanki ağızlarında bir şey var çıkarmamak için uğraşarak konuşuyorlar gibi:)  Bin sürü Kore dizisinden sonra elbe...

Herkes Kendine Özeldir

    Bir yıldır olmadığım nezle, Ramazanla beraber usulca giriverdi hayatıma.         Sadece girmekle kalmadı çorba gibi karıştırdı bünyemi adeta. Çok zorlandım, sabrettim derken bitti bitecek.      Hastalık anında düşündüğüm ve şükretmemiz gereken bir şey geldi aklıma. Hastalık bu bedenimi yoklayıp azıcıkta hırpalayıp kapıyı kapatıp gidiyor. Peki ya kalplerdeki ve akıllardaki hastalıklı düşünce ve hisler?           Onlar nezle gibi iki hapşırık yapıp sırtını dönüp gitmiyor. Daha beter bir şekilde vücudumuza büyük bir zararla yapışıp ruhumuzu ve tüm benliğimizi ele geçiriyor.      Kıskançlık, öfke, nefret, fesatlık.. say say saymakla bitmeyen o pis iç karartıcı his ve düşünceler...      İnsanın bakış açısını karartan, yorgun hissettiren hastalıklı ruh halinden başka bir şey değildir o.      Başkalarının yaptığı işleri kendimizde eksiklik varmış gibi hissettirip yanlış ...