Ana içeriğe atla

Wok Of Love Konusu Ve Oyuncuları


          Konusu; eskiden oldukça popüler bir aşçı olan Seo Poong(Jun-Ho) şimdilerde mahalle arasında bir lokanta da aşçılık yapmaktadır. Doo Chil-Seo(Jong-Hyunk) ise bu dükkanın hem sahibi hemde tefecidir. Don Seo-Woo(Jung Ryeo-Won) zengin bir ailenin birick kızıdır. 

        Eski bir çete üyesi olan Chil-Seo 5 yıl boyunca hapiste yatmıştır. Her ne kadar mafya olsa da, insani duygularını kaybetmemiş ve ilk aşkı söz konusu olduğunda oldukça aşırı tepki vermektedir.
       
         SBS kanalında yayınlanmaktadır. 40 bölüm ve her bölüm 35 dakikadan oluşmaktadır. Melodram, romantik, komedi türündedir.

         Ah ben yarım saatlik dizilere bayılıyorum. Tam tadında bölüm bitiyor. Durmak istediğim an yarıda bırakmadğım için aklım kalmıyor.
  
        Bu dizi tam çerezlik bir dizi. Bugün ne izlesem dediğinizde canınızı sıkmadan kısa süresiyle izlenecek dizilerden bir tanesi.

       Aldatılmalarla başlayan konusu devamında aşkla devam edecek gibi duruyor.


Muhteşem üçlü...Oyunculara gelecek olursak;
Jong Hyuk (Doo Chil-Sung): Jong Hyuk'un oynadığı dizi kötü olur mu hiç? ^_^ 'Fated To Love You' dizisinde attığı gıcık kahkahaları ama güzel oyunculuğu hala gözümün önünde:D

Jung Ryeo-Won (Don Seo-Won): Gülünce gamzeleri gözlerinin içi gülmesiyle beni mest eden efsane oyuncularımdan kendisi. Bu dizide saf olgunlaşmamış kız rolüyle oldukça güldürdü beni.

Lee Joon-Ho (Seo-Poong): İlk 'Just Between Lovers' dizisinde tanıdım. Burdaki şef rolüyle oldukça havalı görünmüş. Azimli, savaşçı karakteriyle beğenimi kazandı.

Bu diziyle yemek bölümü okuyanlara, şeflere saygım sonsuz oldu.Bundan sonra restoranta gittiğimde yemekleri hızlı hızlı yemek yerine, tadına vararak yiyip saygımı sunacağım:D

Dipnot: Şu anda bu paylaşımı küçük oğlum(5 aylık) kucağımdayken yazmaya çalışıyorum. Daha doğrusu mücadele veriyorum. Habire parmaklarımı takip ediyor yavrucak.
Yorumlarınızı bekliyorum.
KEYİFLİ SEYİRLER...












Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Love O2O Konusu Ve Oyuncuları

       Yok böyle bir Çin dizisi. Öyle güzel öyle naif ki aşkları yüreğinizin en derinlerinde hissedeceksiniz. Onlar gibi kalbimin hızla çarptığı ve ellerimin heyecandan titrediği zamanlar bile oldu.      Su içer gibi geçiyor dizinin bölümleri. Nasıl geçiyor ne ara bitiyor anlamadım. Sanırım bende çok özel bir yer edinecek bu güzel dizi.      Diğer dizi konularından oldukça farklı. Hele ki Kore dizileriyle hiç bağdaşmıyor. Mesela Başrol kadın oyuncumuz tam burslu bilgisayar mühendisliği okuyan gayet akıllı, karakterli ve başarılı bir karakter. Diğer dizilerde olduğu gibi kendini asla rezil daha doğrusu bizim dram dediğimiz olaylara sokmuyor. Her sıradan insanın davranması gereken doğal mizaca sahip olması aslında beni kendine bağlayan. Hep derdim neden dizilerde kadın başrol oyuncuları sevimli naif yapacağız diye bence aşağı seviyelere düşüren çok dizi karakteri var. Ve bunlar beni her zaman boğuyor. Hiç mi zeki kadın olmaz dedim....

A Love So Beautiful Konusu Ve Oyuncuları

Bir Çin dizisiyle karşınızdayım. Rastgele karşıma çıktı bir baktım sardı ve bölümler tık tık geçip gidiyor. Bu dizi farklı ülkelerin dizilerine zaman ayırmam gerektiğini gösterdi bana.Sonuna kadar izleyip yayın yapacaktım ama dayanamadım. Gençlik dizileri insanın içini kıpır kıpır yapan, enerji veren, benim için eski zamanları yad edip gözümden canlandığı sevindirik dizilerdir. işte bu Çin dizisi de lise zamanlarınızda yaşadığınız, ortak olduğunuz ya da yaşayacağınız olayları olabildiğine gerçek ve samimi şekilde anlatmış. Japon dizisi izlemiştim. "Asuko March" isminde. Ha birde BOF'un orijinal versiyonunu "Hana Yori Dango"yu izledim. Japonca çok farklı bir dil. Türk dili ve edebiyatı mezunu olduğum için diller hep dikkatimi çekiyor istemsizce. Japonca da genellikle t ve k harfleri baskınken, Çince de h ve ş harfleri daha baskın gibi. Sanki ağızlarında bir şey var çıkarmamak için uğraşarak konuşuyorlar gibi:)  Bin sürü Kore dizisinden sonra elbe...

Herkes Kendine Özeldir

    Bir yıldır olmadığım nezle, Ramazanla beraber usulca giriverdi hayatıma.         Sadece girmekle kalmadı çorba gibi karıştırdı bünyemi adeta. Çok zorlandım, sabrettim derken bitti bitecek.      Hastalık anında düşündüğüm ve şükretmemiz gereken bir şey geldi aklıma. Hastalık bu bedenimi yoklayıp azıcıkta hırpalayıp kapıyı kapatıp gidiyor. Peki ya kalplerdeki ve akıllardaki hastalıklı düşünce ve hisler?           Onlar nezle gibi iki hapşırık yapıp sırtını dönüp gitmiyor. Daha beter bir şekilde vücudumuza büyük bir zararla yapışıp ruhumuzu ve tüm benliğimizi ele geçiriyor.      Kıskançlık, öfke, nefret, fesatlık.. say say saymakla bitmeyen o pis iç karartıcı his ve düşünceler...      İnsanın bakış açısını karartan, yorgun hissettiren hastalıklı ruh halinden başka bir şey değildir o.      Başkalarının yaptığı işleri kendimizde eksiklik varmış gibi hissettirip yanlış ...