Ana içeriğe atla

Kayıtlar

hayata dair yazılar etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Cennette Kıymalı Pide ve Ayran Mı?

      Hayattan istediklerimiz  bir bebeğin bakışı kadar masum, bir çocuğun hayata bakışı kadar samimi olsa keşke.     Oğlum bu aralar soyut şeylere merak saldı ve algılayabileceği boyutta anlatmaya çalışıyoruz. Ve bana geçen gün dedi ki:     -Anne cennette market olacak mı?     Ben bir an şaşırdım. Açıkcası böyle bir şey beklemiyordum.  Şöyle bir yüzüne baktıktan sonra:    -Bilmem ki belki de vardır. Neden sordun bunu? Dedim    -Ama Allah bize her istediğimizi verecek. Verdiğine göre neden market olsun ki dedi.    Ben şok oldum. Mantığa bakar mısınız? Bende :    -Peki sen cennette olsan ne isterdin? Diye sordum.   - Ben mi? Kıymalı pide ve yanında da ayran isterdim. Dedi    Benim oğlan metafizik olayların ötesine geçti belki ama aslında hayattan da öte yerlere gitmeden masumca şeyler isteyebiliriz. Ki istemeliyiz de..    Çünkü istekler ve o istekle...

Beklemelerin vuslatı var mıdır?

     Beklemek…        Tüm benliğinle ve kalbinle beklemek…        Tüm zorluklara ve acımasızlıklara rağmen umut ederek beklemek…        Hiç hayatınız da ipin ucundaymış gibi hissettiğiniz oldu mu?       Benim oldu ve hala oluyor. Çok zor ve her gün daha çok zorlanıyorum. Sürekli düşünüyorsunuz ama bir anlam veremeden düşünceyi sonlandıyorsunuz. Sonra tekrar gözden geçiriyorsunuz ama yine sonuç yok. Çünkü anlamsız ve çaresizce bir bekleyiş içersindesiniz. Daha sonra duvarlarla arkadaş oluyorsunuz. Duvar bile olsa anlar halinden bu zorluğu yıkar, bir an önce bekleyişi sonlandırır, diyorsunuz ama sonuçta bir duvar işte. Buz gibi sopsoğuk ve hiçbir değişiklik yok. Oturduğunuz yerde öylece kalıyorsunuz. Kalbiniz sıkışıyor, gözleriniz nemleniyor. Nefes almanız sıklaşıyor. Dişlerinizi sıkıyorsunuz. Hatta bağıra bağıra ağlamak istiyorsunuz. Ama yapac...

Tenis Maçına Dönmüş Hayatımla İçimden Dökülenler

Kararsızlık çok sinir bozucu bir şey ya. Aklım bir o yana bir bu yana gidiyor tıpkı tenis topu gibi ama bir sonuca ulaşamıyorum.  Sanki ikiye ayrılıyor. Bir tarafı seçsem sanki diğer tarafım küsecekmiş gibi hissediyorum. Acaba düşündüğüm şeyde mi bir hata var ki ben bu kadar kararsız kalıyorum? Halbuki hayatım da her şey hep netti. Muallak olan hiç bir şeyden hoşnut olmadığım için hep net olan şeylere yönelmişimdir. Ama bu sefer ki neden kararsızlık? Ya artık yaş büyüdüğü için bu kadar sıkıntı yaşıyorum ya da gerçekten boşluktayım. İnandığın bütün dağlar yerle bir olunca artık tutunup ta ayağa kalkabileceğin bir dal kalmıyor. Yıkılmasına karşı yine direnirdim ama nedense içimde bir kıpırtı gelmiyor. İlk defa hayatımda mücadeleye karşı bir direnç gelmiyor. Sanırım gerçekten umudumu kırmış olmalılar ki içimden mücadele etmek gelmiyor. Hep bu uğurda yaşadım bunu için çabaladım yıllarca. Şimdide olmayınca bir boşlukta oluyor insan. Ve kendince çareler bulmaya çalışıyorsun ama seni...

Günlerden Hastalık

      Günlerden hastalık…         Boş zamanları saat dilimi yerine kilometre hesabı yapsak mesela buradan arşa değecek uzunlukta bence. Normalde yaparken zevk vermeyen ne varsa hastayken cazip gelir hatta. Size olmuyor mu böyle? Bana oluyor. Benim kafamı kaldıracak gücüm olmadığı için, sabahtan akşama kadar yatım. Bir süre sonra yatarken yapabilecek tek şeyi yapmaya başladığımı fark ettim. Düşünmek!         Bugüne kadar hayatıma giren kim varsa hepsiyle tek tek kavga ettim. Ne var ne yok her şeyi söyleyip, sıradaki der gibiydim resmen. Ringe çıkmış kızgın boksör gibi nakavt etmeden rakibime bırakmıyordum. Deşarj oldum kendi kendime, baya eğlendim. Kavgalarımız bitip biraz zaman geçince fark ettim ki içimde bitmek bilmeyen kavgalarım, içimden uğurlayamadığım misafirlerim varmış. Belki de kendi kendime yaptığım geçici rahatlık hissi veren kavgamı onlarla yüz yüze yapsaydım, bu kadar ağrımazdı başım, buğulu bakmazd...