Ana içeriğe atla

Terius Behind Me Konusu Ve Oyuncuları





            İkiz çocuk annesi olanm Go Ae-Rin maddi manevi her türlü şeyden feragat ederek çocuklarına yetmeye çalışıyordur. (Çocukların arasındaki kaos ve ev işlerine yetişmeye çalışması, nedense birden kendimi gördüm.)

         Bir gün Go Ae-Rin'in kocası bir komploya kurban gider. Ve Go Ae-Rin ikiz çocuklarıyla çaresizce ortada kalır.

         Karşı komşusu Kim Bon gizemli bir adamdır. Eskiden efsanevi bir ajandır. Ve adı "terius"tur. Evinden gizliden gizliye takip ettiği olaylar vardır. Ve bu olaylar onu karşı komşusuyla yollarının kesişmesine sebep olur. Öyl kesişir ki:) birden ikiz çocukların bakıcısı haline gelir.



   
          Topla da 32 bölümden oluşmaktadır. Her bölüm 35 dakikadır. Ve MBC kanalından yayınlanmaktadır. Romantik, komedi, aksiyon ve gizem içeriklidir.

           Oyunculara gelirsek;

          So Ji-Sub (Kim Bon): Ah! Sanırım bu adama hayran olmayan kimse yoktur. Yaşına rağmen hala karizmalık fışkırıyor. Master Sun'ı biraz izlemiştim ama 'Oh My Venüs'le gerek Oh Si-Jub gerek Shin Min-A ile gönlümde bildiğin taht kurmuş efsanevi çiftti.Bu dizide de karizması, olgun duruşu çocuklarla ilgilenirken de babacan ve sevimli karakteriyle bayadır özlediğimiz So Ji Sub dedirtti bana.

          




         Jung In-Sun (Go Ae-Rin): Okuduklarıma göre başka kadın başrol oyuncusu oynayacakmış ama red etmiş. Ünlü Bir oyuncu olmalıydı diye düşünüyorlar. Belki de haklılardır ama anne rolüyle ben oldukça beğendim. Çaresizliği, ne olursa olsun yine de çocukları için ayakta kalması durabilmeyi bence çok iyi yansıtmış. So Ji-Sub belki onun az tecrübesini kapatıyor olabilir ama kendi rolünü de gereği kadar yerine getirdiğini düşünüyorum.




          Siz neler hissettiniz? Ne düşünüyorsunuz? Lütfen diziyle ilgili yorumlarınızı ve  +1 lerinizi bekliyorum.

                           KEYİFLİ SEYİRLER...











Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Love O2O Konusu Ve Oyuncuları

       Yok böyle bir Çin dizisi. Öyle güzel öyle naif ki aşkları yüreğinizin en derinlerinde hissedeceksiniz. Onlar gibi kalbimin hızla çarptığı ve ellerimin heyecandan titrediği zamanlar bile oldu.      Su içer gibi geçiyor dizinin bölümleri. Nasıl geçiyor ne ara bitiyor anlamadım. Sanırım bende çok özel bir yer edinecek bu güzel dizi.      Diğer dizi konularından oldukça farklı. Hele ki Kore dizileriyle hiç bağdaşmıyor. Mesela Başrol kadın oyuncumuz tam burslu bilgisayar mühendisliği okuyan gayet akıllı, karakterli ve başarılı bir karakter. Diğer dizilerde olduğu gibi kendini asla rezil daha doğrusu bizim dram dediğimiz olaylara sokmuyor. Her sıradan insanın davranması gereken doğal mizaca sahip olması aslında beni kendine bağlayan. Hep derdim neden dizilerde kadın başrol oyuncuları sevimli naif yapacağız diye bence aşağı seviyelere düşüren çok dizi karakteri var. Ve bunlar beni her zaman boğuyor. Hiç mi zeki kadın olmaz dedim....

A Love So Beautiful Konusu Ve Oyuncuları

Bir Çin dizisiyle karşınızdayım. Rastgele karşıma çıktı bir baktım sardı ve bölümler tık tık geçip gidiyor. Bu dizi farklı ülkelerin dizilerine zaman ayırmam gerektiğini gösterdi bana.Sonuna kadar izleyip yayın yapacaktım ama dayanamadım. Gençlik dizileri insanın içini kıpır kıpır yapan, enerji veren, benim için eski zamanları yad edip gözümden canlandığı sevindirik dizilerdir. işte bu Çin dizisi de lise zamanlarınızda yaşadığınız, ortak olduğunuz ya da yaşayacağınız olayları olabildiğine gerçek ve samimi şekilde anlatmış. Japon dizisi izlemiştim. "Asuko March" isminde. Ha birde BOF'un orijinal versiyonunu "Hana Yori Dango"yu izledim. Japonca çok farklı bir dil. Türk dili ve edebiyatı mezunu olduğum için diller hep dikkatimi çekiyor istemsizce. Japonca da genellikle t ve k harfleri baskınken, Çince de h ve ş harfleri daha baskın gibi. Sanki ağızlarında bir şey var çıkarmamak için uğraşarak konuşuyorlar gibi:)  Bin sürü Kore dizisinden sonra elbe...

Herkes Kendine Özeldir

    Bir yıldır olmadığım nezle, Ramazanla beraber usulca giriverdi hayatıma.         Sadece girmekle kalmadı çorba gibi karıştırdı bünyemi adeta. Çok zorlandım, sabrettim derken bitti bitecek.      Hastalık anında düşündüğüm ve şükretmemiz gereken bir şey geldi aklıma. Hastalık bu bedenimi yoklayıp azıcıkta hırpalayıp kapıyı kapatıp gidiyor. Peki ya kalplerdeki ve akıllardaki hastalıklı düşünce ve hisler?           Onlar nezle gibi iki hapşırık yapıp sırtını dönüp gitmiyor. Daha beter bir şekilde vücudumuza büyük bir zararla yapışıp ruhumuzu ve tüm benliğimizi ele geçiriyor.      Kıskançlık, öfke, nefret, fesatlık.. say say saymakla bitmeyen o pis iç karartıcı his ve düşünceler...      İnsanın bakış açısını karartan, yorgun hissettiren hastalıklı ruh halinden başka bir şey değildir o.      Başkalarının yaptığı işleri kendimizde eksiklik varmış gibi hissettirip yanlış ...