Ana içeriğe atla

Sultan

             -KONUSU VE YORUM-
            Hindistan'da ciddi gişe başarısı elde eden bu film, son zamanlarda hint sinemasında çıkan en iyi filmler arasında gösteriliyor.
             Sultan Ali Khan (Salman Khan) küçük bir kasaba da yaşıyor. Bir gün kasaba da Aarfa adında ki bir kızla tanışır ve ona aşık olur. Kız güreşçidir ve en büyük hayali olimpiyata çıkabilmektir. Sultan Ali Khan da kız sayesinde güreşe başlar ve çok iyi bir sporcu olur. 
           Sultan Ali Khan'a bölgesel şampiyonluklar yetmemekte, günün birinde o da Aarfa gibi olimpiyat şampiyonu olmak istemektedir. Sultan karşılaştığı zorlukları rağmen, geçmişte yaptığı hataların üstünden gelmeye çalışarak hem arena da hem de özel hayatında gerçek bir sporcu gibi mücadele etmeyi öğrenecektir.
            En iyi hint filmleri kategorimde ilk 3 sırada olduğunu söyleyebilirim. Aşkı, mücadeleyi, çaresizliği, umudu, başarıyı, kendine inanmayı çok iyi anlatan bir film. Hiç sıkılmayacağınız, merakla sonunu bekleyeceğiniz, göz yaşlarınızı ve sevincinizi tutamayacağınız bir kurguya sahip bir film. Ben film bittiğinde 'Vay bee!' demiştim.
           Ders almak ve insanın kararında yaşanması gerektiğini öğretecek bir film. Şiddetle tavsiye ederim..
            İYİ SEYİRLER...
                   
             Yapım: 2016- Hindistan
             Tür: Aksiyon, Dram, Spor
            Süre: 143 dakika
            Yönetmen: Ali Abbas Zafer                                   


                       -OYUNCULAR-
            + Salman Khan (Sultan Ali Khan)
            + Anuska Sharman ( Aarfa)
            + Randeep Hooda ( Sultan koç)
            + Marco Zaror
            + Hans Marrero

                    


               






                                     
                            





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Love O2O Konusu Ve Oyuncuları

       Yok böyle bir Çin dizisi. Öyle güzel öyle naif ki aşkları yüreğinizin en derinlerinde hissedeceksiniz. Onlar gibi kalbimin hızla çarptığı ve ellerimin heyecandan titrediği zamanlar bile oldu.      Su içer gibi geçiyor dizinin bölümleri. Nasıl geçiyor ne ara bitiyor anlamadım. Sanırım bende çok özel bir yer edinecek bu güzel dizi.      Diğer dizi konularından oldukça farklı. Hele ki Kore dizileriyle hiç bağdaşmıyor. Mesela Başrol kadın oyuncumuz tam burslu bilgisayar mühendisliği okuyan gayet akıllı, karakterli ve başarılı bir karakter. Diğer dizilerde olduğu gibi kendini asla rezil daha doğrusu bizim dram dediğimiz olaylara sokmuyor. Her sıradan insanın davranması gereken doğal mizaca sahip olması aslında beni kendine bağlayan. Hep derdim neden dizilerde kadın başrol oyuncuları sevimli naif yapacağız diye bence aşağı seviyelere düşüren çok dizi karakteri var. Ve bunlar beni her zaman boğuyor. Hiç mi zeki kadın olmaz dedim....

A Love So Beautiful Konusu Ve Oyuncuları

Bir Çin dizisiyle karşınızdayım. Rastgele karşıma çıktı bir baktım sardı ve bölümler tık tık geçip gidiyor. Bu dizi farklı ülkelerin dizilerine zaman ayırmam gerektiğini gösterdi bana.Sonuna kadar izleyip yayın yapacaktım ama dayanamadım. Gençlik dizileri insanın içini kıpır kıpır yapan, enerji veren, benim için eski zamanları yad edip gözümden canlandığı sevindirik dizilerdir. işte bu Çin dizisi de lise zamanlarınızda yaşadığınız, ortak olduğunuz ya da yaşayacağınız olayları olabildiğine gerçek ve samimi şekilde anlatmış. Japon dizisi izlemiştim. "Asuko March" isminde. Ha birde BOF'un orijinal versiyonunu "Hana Yori Dango"yu izledim. Japonca çok farklı bir dil. Türk dili ve edebiyatı mezunu olduğum için diller hep dikkatimi çekiyor istemsizce. Japonca da genellikle t ve k harfleri baskınken, Çince de h ve ş harfleri daha baskın gibi. Sanki ağızlarında bir şey var çıkarmamak için uğraşarak konuşuyorlar gibi:)  Bin sürü Kore dizisinden sonra elbe...

Herkes Kendine Özeldir

    Bir yıldır olmadığım nezle, Ramazanla beraber usulca giriverdi hayatıma.         Sadece girmekle kalmadı çorba gibi karıştırdı bünyemi adeta. Çok zorlandım, sabrettim derken bitti bitecek.      Hastalık anında düşündüğüm ve şükretmemiz gereken bir şey geldi aklıma. Hastalık bu bedenimi yoklayıp azıcıkta hırpalayıp kapıyı kapatıp gidiyor. Peki ya kalplerdeki ve akıllardaki hastalıklı düşünce ve hisler?           Onlar nezle gibi iki hapşırık yapıp sırtını dönüp gitmiyor. Daha beter bir şekilde vücudumuza büyük bir zararla yapışıp ruhumuzu ve tüm benliğimizi ele geçiriyor.      Kıskançlık, öfke, nefret, fesatlık.. say say saymakla bitmeyen o pis iç karartıcı his ve düşünceler...      İnsanın bakış açısını karartan, yorgun hissettiren hastalıklı ruh halinden başka bir şey değildir o.      Başkalarının yaptığı işleri kendimizde eksiklik varmış gibi hissettirip yanlış ...