Ana içeriğe atla

Murat Tavlı- Kuytu

            -ARKA KAPAK-
    Hayata en zor yerinden başlayan küçük bir çocuk Ediz. On yaşındayken annesi, babası tarafından gözleri önünde öldürülünce yetimhane günleri başlar. Yetimhanede aynı kaderi paylaştığı çocuklarla kendine yeni bir aile kuran Ediz'in ilkokulu öğretmeni kendisini evlatlık almak isteyince hayatı değişir.
     Yirmili yaşlarına geldiğindeyse artık ülke çapında çok ünlü bir isimdir. Ancak her şey rüya gibi giderken, hayatın ona oynadığı oyun henüz bitmemiştir. Ve yaşamı tekrardan karanlığa bürünür. Artık eski Ediz yoktur. Bir daha da hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır. Taki onun orman yeşili gözlerinde aşkla kaybolana kadar.
       Ben toprağa ekilen isyan tohumunun bir filiziyim. Her güneş gördüğünde daha da olgulaşan, intikam duygusunun sesiyim. En güzel mevsimde yağan yağmurum. Bir sonbahar gecesi esen poyraz, bir bahar gecesi yere düşen  doluyum. Sağanak yağışın barajlara sığmayan, sel olup denize karışan, terk edilmiş bir gemiyim.
       Fırtınayım ben. Yıldırımım.. Şimşeğim..Gökleri yarıp inen gökyüzüyüm. Kendimi bildim bileli aklı ile yüreği savaş halinde olan, bir iç savaş mağduruyum. Kinim ben...Öfkeyim... Nefretim! Ağız dolusu küfürüm sessizliğimde. Çin seddinden daha da geniş duvarların sahibiyim. Heyelanım ben hayalleri yerle bir eksan eden, uykunun en güzel yerinden korkuyu iliklerine kadar saplayan depremim.

                     -YORUM-
     Annelerin yüreğini dağlayacak  bu eser, mutlaka her insanın kalbine dokunacak bir yere sahip.
     Hiç sıkmayan konusu ve akıcı diliyle elinizden bırakmayıp, hemen bitirebileceğiniz bir kitap. Bazı yerlerinde ağlayıp, bazı yerlerinde gülmekten kendimi alamadım. Kimsenin başına gelmesin diye dua edip, sevdiklerinize daha bir sıkıca sarılacaksınız.
     Kitabın sonunda çıkaracağınız çok ders ve her daim tutunacak hayallerinizin olmasını isteyeceksiniz.
  
     

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Love O2O Konusu Ve Oyuncuları

       Yok böyle bir Çin dizisi. Öyle güzel öyle naif ki aşkları yüreğinizin en derinlerinde hissedeceksiniz. Onlar gibi kalbimin hızla çarptığı ve ellerimin heyecandan titrediği zamanlar bile oldu.      Su içer gibi geçiyor dizinin bölümleri. Nasıl geçiyor ne ara bitiyor anlamadım. Sanırım bende çok özel bir yer edinecek bu güzel dizi.      Diğer dizi konularından oldukça farklı. Hele ki Kore dizileriyle hiç bağdaşmıyor. Mesela Başrol kadın oyuncumuz tam burslu bilgisayar mühendisliği okuyan gayet akıllı, karakterli ve başarılı bir karakter. Diğer dizilerde olduğu gibi kendini asla rezil daha doğrusu bizim dram dediğimiz olaylara sokmuyor. Her sıradan insanın davranması gereken doğal mizaca sahip olması aslında beni kendine bağlayan. Hep derdim neden dizilerde kadın başrol oyuncuları sevimli naif yapacağız diye bence aşağı seviyelere düşüren çok dizi karakteri var. Ve bunlar beni her zaman boğuyor. Hiç mi zeki kadın olmaz dedim....

A Love So Beautiful Konusu Ve Oyuncuları

Bir Çin dizisiyle karşınızdayım. Rastgele karşıma çıktı bir baktım sardı ve bölümler tık tık geçip gidiyor. Bu dizi farklı ülkelerin dizilerine zaman ayırmam gerektiğini gösterdi bana.Sonuna kadar izleyip yayın yapacaktım ama dayanamadım. Gençlik dizileri insanın içini kıpır kıpır yapan, enerji veren, benim için eski zamanları yad edip gözümden canlandığı sevindirik dizilerdir. işte bu Çin dizisi de lise zamanlarınızda yaşadığınız, ortak olduğunuz ya da yaşayacağınız olayları olabildiğine gerçek ve samimi şekilde anlatmış. Japon dizisi izlemiştim. "Asuko March" isminde. Ha birde BOF'un orijinal versiyonunu "Hana Yori Dango"yu izledim. Japonca çok farklı bir dil. Türk dili ve edebiyatı mezunu olduğum için diller hep dikkatimi çekiyor istemsizce. Japonca da genellikle t ve k harfleri baskınken, Çince de h ve ş harfleri daha baskın gibi. Sanki ağızlarında bir şey var çıkarmamak için uğraşarak konuşuyorlar gibi:)  Bin sürü Kore dizisinden sonra elbe...

Herkes Kendine Özeldir

    Bir yıldır olmadığım nezle, Ramazanla beraber usulca giriverdi hayatıma.         Sadece girmekle kalmadı çorba gibi karıştırdı bünyemi adeta. Çok zorlandım, sabrettim derken bitti bitecek.      Hastalık anında düşündüğüm ve şükretmemiz gereken bir şey geldi aklıma. Hastalık bu bedenimi yoklayıp azıcıkta hırpalayıp kapıyı kapatıp gidiyor. Peki ya kalplerdeki ve akıllardaki hastalıklı düşünce ve hisler?           Onlar nezle gibi iki hapşırık yapıp sırtını dönüp gitmiyor. Daha beter bir şekilde vücudumuza büyük bir zararla yapışıp ruhumuzu ve tüm benliğimizi ele geçiriyor.      Kıskançlık, öfke, nefret, fesatlık.. say say saymakla bitmeyen o pis iç karartıcı his ve düşünceler...      İnsanın bakış açısını karartan, yorgun hissettiren hastalıklı ruh halinden başka bir şey değildir o.      Başkalarının yaptığı işleri kendimizde eksiklik varmış gibi hissettirip yanlış ...